Sübhane Rabbiyel Ala Nasıl Söylenir?
Bir Cuma sabahı, İzmir’in o sıcak, boğucu havası içinde kahve almak için kafeye girdiğimde, birden aklıma Sübhane Rabbiyel Ala nasıl söylenir sorusu takıldı. Evet, belki garip ama işte hayat böyle bir şey. Bir anda her şeyin anlamını sorgulayan, “Acaba doğru şekilde mi söyledim?” diye kafanızı kurcalayan o anlar vardır ya… İşte, o anlardan biriydi.
Ama her şeyin ötesinde, Sübhane Rabbiyel Ala’nın nasıl söyleneceğini merak etmek de fazlasıyla doğal, değil mi? Çünkü bu cümle, öyle sıradan bir dua cümlesi değil. Hem anlamı derin, hem de biraz hüzünlü, hem de o kadar da sıradan. İçinden tam olarak ne çıkardığınıza bağlı olarak, bu kelimeler bazen bir anlam taşır, bazen sadece “Sübhane Rabbiyel Ala” diyerek geçilir.
Günlük Hayattan Birkaç An: Sübhane Rabbiyel Ala’yı Arayan Adam
Zaten her gün o kadar fazla şey duyuyoruz ki, bazen aradığımız şeyin tam olarak ne olduğunu unutuyoruz. Mesela geçen hafta bir arkadaşımla konuştum. O kadar klasik bir İzmirli ortamıydı ki, sözcüklerin akışı, akşam yemeği tartışmaları, kahkahalar derken birden konu başka yerlere gitti. Hani o an ne olduğunu tam olarak anlamadım, ama ben yine de Sübhane Rabbiyel Ala nasıl söylenir, diye düşünüp kafayı yiyordum.
Bir yandan da içinde bulunduğum kafa karışıklığının farkında olmadan, işte o İzmir kahvesini yudumluyorum. O sırada aklıma bir şey takıldı: “İnsan niye doğruyu yanlış şekilde söyler? Neden herkes ‘Sübhane Rabbiyel Ala’ derken aynı şekilde söylesin? Ama acaba doğru mu söylüyorum?”
Sonra bir an düşündüm; hani o kadar çok laf var ki, bir noktada o kadar ezberliyoruz ki, duada bile bazı kelimeler hani şişede yazan nehir gibi olmuyor mu? O yüzden, belki biraz daha derine inmek gerek!
Doğru Söylemek: Bir Soru, Bir Anlam
Hadi bir gözümüzü kapatalım ve gözümüzde canlandıralım. Şimdi bir camide, sessizce, derin bir düşünceyle, hafifçe arka planda ezan sesi varken Sübhane Rabbiyel Ala nasıl söylenir diye soruyorsunuz kendinize. Ama işte kafanız karışıyor. “Doğru mu, gerçekten doğru mu söylüyorum? Herkes bir şekilde söylüyor ama doğru olanı kimse göstermiyor!” İşte tam bu noktada, o an iç sesim devreye giriyor:
“Yani Sübhane Rabbiyel Ala derken, gerçekten içinden hissetmek mi gerek? Yoksa sadece laf olsun diye mi?”
Ve ben de kendimi bir an düşüncelerin içinde kaybolmuş hissediyorum. O sırada önümdeki çaydanlığı içiyorum, ama bir yandan da beynimde sürekli dönüp duran o düşüncelerle birlikte, “Doğru bir şekilde söylemek mi önemli?” sorusu zihnimde yankılanıyor. İşin komik kısmı, içimden “Evet, doğru bir şekilde söylemek önemli” derken, bir anda ne söylediğimi unutuyorum.
Diyalog (Biraz Tuhaf)
Ben: “Sübhane Rabbiyel Ala… Yani tam olarak nasıl söylenmeli ki?”
İç Sesim: “Bilmiyorum, o zamanlar ilk söyleyenlerin niyetine mi bakacaksın? Yoksa zamanla gelen geleneksel doğruya mı?”
Ben: “Ama işte doğruyu söylemenin bir yolu olmalı ya!”
İç Sesim: “Her şeyin bir yolu yok, bazen herkesin kendine göre bir yolu vardır. Kimsenin seni yargılayacak hali yok.”
Yine aynı döngü: “Peki ama doğruyu nasıl bileceğim?”
Sübhane Rabbiyel Ala’yı Söylerken İçindeki Anlamı Bulmak
Günlük hayatta bir şeyler hakkında konuşurken, kelimelerin anlamları bizlere sıkça bir şeyler hatırlatır. Ama çoğu zaman, o kelimeleri sadece doğru söylemekle kalmıyoruz; aynı zamanda o kelimelere, bizim için özelleştirilmiş bir anlam katıyoruz. İşte, bu da Sübhane Rabbiyel Ala nasıl söylenir sorusunun cevabını bulmamıza yardımcı oluyor.
Örneğin, Sübhane Rabbiyel Ala’yı söylediğimizde bazılarımız için o kelimeler bir teslimiyet simgesi olabilirken, bazılarımız için sadece telaffuz edilen bir cümle olabilir. Ama ne olursa olsun, o anlamı kendimizce bulmak gerek. Hani tam olarak o “doğru”yu yakalayabilmek için, önce kendimizi bulmamız gerek. O yüzden de, bir İzmirli olarak, “Aman, yapmamız gereken tek şey doğru şekilde söylemek mi?” diyorum.
Bir an için, belki de başka birini düşünmek yerine kendi iç sesimi dinlemek gerek. Çünkü bazen doğruyu hissetmek, her şeyden daha önemli olabilir.
Temponun Artığı Nokta: Sübhane Rabbiyel Ala’nın Arkasında Yatan Derinlik
Bir yandan kahvemi içerken bir başka soruyla karşılaşıyorum: “Peki, işte şimdi ne oluyor? Sübhane Rabbiyel Ala nasıl derken, anlamını sorgulamak mı daha doğru? Yoksa bir noktada sadece doğru söylemek mi?”
Bir yanda sürekli eğlenceli bir ortamda, kahkahalar atarken, bir yanda ise çok derin düşüncelerle dolup taşan bir kafada kalakalıyorum. Bu tam olarak bir denge noktası.
Gerçekten de, her şey doğru şekilde söylenmeli mi? Ya da doğru şekilde hissettirmeli mi? Sonuçta, “Sübhane Rabbiyel Ala nasıl söylenir?” sorusu, belki de en nihayetinde şu kadar basittir: “Bir şeyin doğru olduğunu hissettiğinizde, o zaman doğru oluyordur.”
Sonuç olarak, kendime hatırlatıyorum: Bazen bir şeyin doğru bir şekilde yapılması gerekmez. Yeter ki içinde bulunduğumuz anı, ve hisleri doğru bir şekilde yansıtabilmiş olalım.
Ve biz İzmirli gençler olarak, bazen çok düşündüğümüzü fark etmeden, bazen de sadece eğlenerek günümüze devam ediyoruz. Ama her şekilde, “Sübhane Rabbiyel Ala” dediğimizde de, o anın tadını çıkarıyoruz.
İç Sesim: “Belki de doğruya bir adım daha yaklaşıyoruz, kim bilir?”
—
Umarım yazımı keyifle okudunuz. O zaman… Sübhane Rabbiyel Ala!